15.07.2019 Paylaşıldı.

İNSÜLİN DİRENCİ

İnsülin direnci, normal konsantrasyondaki insülinin normalden daha az biyolojik yanıt oluşturması durumudur. Ya da insülinin metabolik etkilerine karşı direnç durumu olarak da adlandırılabilir. İnsülinin metabolik etkileri, endojen olarak üretilen glukozun basklanması, periferik glukoz tutulumunun (ağırlıklı olarak kaslarda) ve glukoneogenezin uyarılması ve de yağ dokusundaki lipolizin baskılanmasıdır.

Normalde insülin karaciğerde glukoneogenezi(diğer maddeleri şekere dönüştürme)ve glikojenolizi(depo şeker olan glikojeni şekere dönüştürme) inhibe ederek karaciğerde glukoz(şeker) üretimini baskılar. Ayrıca glukozu kas ve yağ dokusu gibi periferik do- kulara taşıyarak burada ya glikojen olarak depolanmasını ya da enerji üretmek üzere okside olmasını sağlar. Yani net sonuç kan şekerinin DÜŞMESİDİR. İnsülin direncinde

insülinin karaciğer, kas ve yağ dokusundaki bu etkilerine karşı direnç oluşarak karaciğerin glukozu  düşürme etkisi bozulur. Kas ve yağ dokusunda da insülin aracılığıyla olan glukoz tutulumu azalır. Bu durumda ortamdaki insülin, bu direnci karşılayacak kadar insülin artışı ile kan şekerini düşürmeye çalışır. Böylece kan şekerini düşürmek için Punkreas beta hücreleri sürekli olarak insülin salgısını artırırlar. Sonuçta normal şekeri düzeyi sağlanırken insülin düzeyinde normalden 2 kat yüksek bir seviye oluşur. Bu durum pankreasın aşırı kapasiteyle çalışmasına neden olur.

İnsülin direnci tip 2 diyabet ve obezitede sık görülmekle birlikte obez olmayan ve normal OGTT’si olan sağlıklı bireylerin %25’inde ve esansiyel hipertansiyonlu hastaların da %25’inde (insülin direnci) saptanmıştır. Bu yüzden insülin direnci toplumda sık rastlanan ve yaygın bir durumdur. 1988’de Reaven şişmanlık, diyabet, hipertansiyon, hiperlipidemi ve aterosklerotik kalp hastalıklarının tesadüften öte bir sıklıkta aynı hastada bulunmalarını gözlemleyerek bunların aynı metabolik bozukluktan kaynaklandığını ileri sürmüştür. Bundan yola çıkarak Reaven insülin direnci, hiperinsülinemi, obezite, glukoz tolerans bozukluğu, hipertrigliseridemi, azalmış iyi yani HDL-kolesterol konsantrasyonu, hipertansiyon ve koroner hastalıktan oluşan insülin direnci sendromunu (sendrom X)’i tarif etmiştir. Bu hastalık grubu daha sonra metabolik sendrom adını almıştır bunlar arasında özellikle insüline bağımlı olmayan diyabet, esansiyel hipertansiyon ve koroner kalp hastalığı önemi giderek artan Morbidite ve mortaliteden sorumlu olmakla birlikte yinede insülin direnci ile bunlar arasındaki bağlantı kısmen aydınlatılabilmiştir.