Mide Bandı (Mide Kelepçesi)

Halk arasında mide kelepçesi olarak adlandırılan mide bandı, Morbid obezite tedavisinde uygulanan cerrahi yöntemlerden biridir. Aynı zamanda mide kelepçesi olarak da bilinen bu metod; yemek borusu ile mide bileşkesinin yaklaşık 200 mm altından, midenin çevresine bir band yerleştirme işlemidir.

Mideye yerleştirilen band, ameliyattan 1 ay sonra cilt altındaki port yardımıyla serum enjekte edilerek adım adım şişirilir. Bu uygulamanın en büyük avantajı adından da anlaşılacağı gibi ameliyat sonrasında da ayarlanabilir olmasıdır. Silikondan imal edilen band, mideyi kum saati gibi iki bölmeye ayırır. Üstteki küçük mide poşunun gıdalarla dolması erken doyma hissini sağlamaktadır. Böylece doyma hissi oluştuğundan gıda alımı da direkt olarak azaltılmış olur.

Mide bandı yönteminde temel esas diğer cerrahi yöntemlerde de olduğu hastanın davranışsal alışkanlıklarını ve yeme şeklini değiştirmektir.

Mide Bandlarının Tipleri Nelerdir?

Günümüzde FDA ve CE onaylarına sahip çok sayıda mide bandı bulunmaktadır. Söz konusu bandlar arasındaki en temel fark literatür destekleri başta olmak üzere dolum miktarları, bazı şekilsel farklılıklar ve port yapıları şeklindedir. Bazı bandlar maksimum 6 cc dolum hacmine sahipken, bazıları 9 – 11 cc doluma erişebilmektedir. Bandların mideye sarılan kısmının genişlikleri değişkendir. Bazı bandlar mide arkasından geçirildiğinde doğrudan şekil alan ‘shape memory’ özelliğine sahiptir.

Ülkemizde kullanılan mevcut gastrik bandlar;

  • Lapband (Lap-Band/ Bioenterics Corp, USA),
  • Swedish Adjustable Band (Allergan – Obtech Medical AG of Switzerland),
  • Midband (Medical Innovation Developpement in Lyon, France)
  • A.M.I Soft Gastric Band Premium (A.M.I Agency of Medical Innovation, Austria) ve
  • Heliogast Advanced (Helioscopie, Lyon, France) şeklindedir.

Mide Bandı Nasıl Yerleştirilir?

Mide bandı (kelepçe; ayarlanabilir gastrik band; adjustable gastric band; laparoscopic adjustable gastric banding:LAGB) yöntemi pek çok hastada laparoskopik müdahaleler kullanılarak uygulanmaktadır. Ameliyatta çok küçük kesilerin yapılması hastanın kısa sürede günlük hayatına dönmesini sağlamaktadır. Hasta ameliyat sonrasını takip eden 12 – 24 ay içerisinde fazla kilolarının yaklaşık yüzde 60 – 80’ini kaybetmektedir. Mide bandında herhangi bir sorun oluşmadığı takdirde bu hastaların kilo alma riski bulunmamaktadır.

Mide Kelepçesi Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Mide kelepçesi ameliyatı yemek borusu ile midenin birleştiği kısmın 3 – 4 cm kadar altına silikon band takılması yöntemidir. Midenin üst kısmındaki bölüm daha küçük olacağı için hasta daha az gıda tüketerek tokluk hissi yaşamaktadır.
Hasta Pozisyonu: Hasta ameliyat masasına sırtüstü yatırıldıktan sonra ayakları 300 aşağıya doğru olacak şekilde bükülür. Operatör, ters Trendelenburg pozisyonundaki hastanın bacaklarının arasında çalışır.

Batının Gazla Şişirilmesi (Insuflasyon): Yapılan göbek üstü kesiden Verres adı verilen özel bir iğneyle girilir. Veya cerrahın deneyimi var ise optik trokar(görüntülü trokar) ile katları tek tek görerek daha güvenli bir batına giriş ve insuflasyon sağlanır. İlk kesi; göğüs kemiğinin yaklaşık 6 parmak altında ve orta kısmına yapılmaktadır. Optik kameranın gireceği bu kesi yaklaşık 10 mm uzunluktadır. Batın içi basıncı 15 mmHg olacak şekilde karbondioksit gazıyla doldurulur. Bunun amacı bağırsakların ve batın içi organların geri itilerek, organların yaralanmalardan korunmasıdır.

Trokar ve El Aletlerinin Girilmesi: Mevcut kesilerden içeri toplam 5 adet trokar (aletlerin içinden geçeceği kanül) girilmektedir.

Disseksiyon: Anestezi uzmanı ucunda şişirilebilir balon olan nazogastrik tüpü mideye yerleştirir. Intragastrik balon 2.5 cc serumla şişirilerek geri çekilir. Bu şekilde balonun gastroözofageal bileşkeye takılması sağlanır. Midedeki bu kabartı, cerrahın nereden disseksiyona başlayacağına da karar vermesini sağlar.

Küçük Kurvaturun Disseksiyonu: Bu disseksiyon, zedelememeye azami gayret gösterilerek mümkün olduğunca mide duvarına yakın yapılmalı ve laterjet siniri mutlaka korunmalıdır.

Frenogastrik Ligamentin Disseksiyonu: Gastrik fundus yani midenin üst bölümü, en dıştaki trokardan girilmek suretiyle grasper ile tutularak aşağıya doğru çekilir. Böylece frenogastrik ligament adı verilen mideyle diafragma arasındaki bağın gerilmesi sağlanır.

Retrogastrik Tünel: Endograsp Roticulator veya Articulating Dissector sağ üst kadrandaki trokardan girilerek direkt görüş altında retrogastrik tünelden ilerletilir. Ardından alet açılandırılarak frenogastrik lihament disseksiyon alanında yani karşı tarafta görülebilir olması sağlanmaktadır.

Bandın Girilmesi ve Yerleştirilmesi: Genellikle 10 mm’lik en dıştaki trokardan bandın tüp kısmı batına yerleştirilir. Bu uç endograsp rotikulatörle tutturulur ve disseksiyon yapan alan seviyesinde midenin arkasından geçirilir. Bandın tüpü, kilit mekanizmasının içinden geçirildikten sonra silikon band midenin etrafına oturtularak, sıkılaştırılır.

Band Pozisyonunun Ayarlanması: Anestezi uzmanı 15 cc ile oral gastrik kalibrasyon tüpünü tekrar şişirir ve gastroözofageal bileşkeye takılana kadar geri çeker. Cerrah bu aşamada bandın doğru yerleştirildiğini kontrol ederek, uygun olması durumunda tüp kısmını çekerek, bandın kilitlenmesini sağlar.

Bandın Kalibrasyonu: Oral gastrik kalibrasyon tüpünün uç kısmında basınç sensörleri bulunmaktadır. Batın boşluğunun dışına alınan tüpe yerleştirilen bir enjektör yardımıyla serum fizyolojik verilerek bandın balon kısmı doldurulur. Bu manevra gastrotonometre elektronik sensör lambalarının yanmasına yol açar. Söz konusu işlem dördüncü lamba yanana kadar devam ettirilir.

Sütürlerle Bandın Tespiti: Bandın kaymasını engellemek için midenin en dışındaki seroza tabakasından, bandın üst ve altından geçecek şekilde dört veya beş dikiş konulur.

Portun Yerleştirilmesi: En dıştaki porttan bağlantı tüpü çıkarılarak, uygun uzunlukta kesildikten sonra tekrardan porta monte edilir. Port, banda göre dört veya beş sütürle fasyaya tutturulur. Bu port sayesinde bandın doluluğu ve mide poşunun çıkışındaki açıklık dışarıdan kolayca ayarlanabilmektedir.

Bandın Ayarlanması: İlk dolum işlemi kilo vermenin takibiyle ilişkili olarak 1.5 – 2 ay sonra gerçekleştirilmektedir.

Sindirim Sisteminde Değişiklik Yapılmakta mıdır?

Mide bandı veya başka bir deyişle mide kelepçesi ameliyatının en büyük avantajı mide anatomisinin kesinlikle bozulmamasıdır. Mide veya bağırsaklarda hiçbir kesme, dikme işlemi yapılmadığı için anastomoz kaçak başta olmak üzere sızıntı, kanama ve enfeksiyon gibi komplikasyonlar en aza indirilmektedir. Söz konusu ameliyat obezite cerrahisinin en basit tipi olup, istenildiği anda ayarlanarak geri dönüştürülebilir bir işlemdir.

Erken Dönem Yan Etkileri

Mide bandı ameliyatının erken dönemdeki yan etkileri şu şekildedir:

Kusma: İşlem sonrasında bazı hastalar yemek yedikten sonra en az bir iki kez ağrı ve kusma ile karşılaşırlar. Bu durum çok fazla ya da çok hızlı yemekten dolayı kaynaklanmaktadır. Yiyecekler küçük parçalar şeklinde yavaş olarak tüketildiğinde hastalar mideden gelen tokluk sinyallerini zaman içerisinde algılamayı öğrenirler. Yeme şekli değiştirilmesine rağmen bulantı, ağrı ve kusma devam ettiği takdirde yeme eylemi derhal durdurulmalıdır. Düzenli kusma ciddi bir belirti olduğundan doktorunuzla mutlaka iletişime geçmeniz gerekmektedir.

Kabızlık: Birçok hasta ameliyattan sonra kabızlık problemi ile karşılaşmaktadır. Bu durum temel olarak gıda alımı ve feçes miktarının azalmasına dolayısıyla da bağırsak hareketlerinin yavaşlamalarına bağlıdır.

Saç Dökülmesi: Pek çok hasta ameliyatı takip eden ilk 6 ay içerisinde artan saç dökülmesinden şikayet etmektedir. Bu durum genellikle relatif yetersiz beslenmeye bağlı vitamin ve protein eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

Olası Komplikasyonlar

Avrupa’da da yaygın bir şekilde yapılan mide bandı (kelepçesi) ameliyatında risk oranı yaklaşık olarak binde 3 – 4 civarında olmaktadır. Olası komplikasyonların sebebi; band delinmesi gibi postoperatif komplikasyonların yanı sıra genellikle ameliyat sonrasında hastanın diyet kılavuzuna uymamasıdır.

Mide bandı (kelepçesi) ameliyatının olası komplikasyonları şu şekildedir:

Enfeksiyon: Bazı vakalarda bandın çıkarılmasını gerektirecek kadar şiddetli enfeksiyon belirtileri izlenmiştir. Bu komplikasyonlardan kaçınmak için enjeksiyon sırasında steriliteye maksimum düzeyde özen gösterilmesi gerekmektedir.

Band Problemleri: Günümüzde bandların teknolojik olarak gelişmesi delinme gibi problemleri de en aza indirgemiştir. Bandın delinmesi durumunda hastalar birden kilo almaya başlarlar. Bu durumda hastanın yeniden ameliyat edilerek bandın yenisiyle değiştirilmesi gerekmektedir.

Band Migrasyonu: Band migrasyonu, bandın mide duvarını yavaş yavaş erozyona uğratarak, mide lümenine geçmesi durumudur. Böyle bir durumda olan hastalar hızlı şekilde ameliyat öncesindeki kilolarını geri alırlar.

Port Problemleri: Vakaların genellikle yüzde 4’ünde görülen port problemleri; portun kayması ve bağlantı tüpünün delinmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.

8 Altın Kural

1. Yiyeceklerinizi kesinlikle çok yavaş yemelisiniz.
2. Yemeklerinizi çok iyi çiğneyerek tüketmelisiniz.
3. Soda, gazoz ve kola gibi asitli içeceklerden kesinlikle uzak durmalısınız.
4. Su içmeyi öğün aralarında yapmalısınız.
5. Gıdaları küçük parçalara bölerek yemelisiniz.
6. Çiğnemenizin yeterli olup olmadığını saptamak için dişlerinizi kontrol ettirmelisiniz.
7. Doygunluğun ilk sinyallerini aldığınızda yeme işlemini bırakmalısınız.
8. Yetenek ve tercihlerinize uygun olarak haftada iki kez çeşitli ezgersizlere katılmalısınız.

Beslenme

Mide bandı ameliyatından sonra hastaların küçük miktarlarda sağlıklı gıdalar tüketmeye özen göstermeleri gerekmektedir. Bu gıdalar proteinden zengin ve katı formda olmalıdır. Bu miktar yaklaşık yardım bardaktır. Yarım bardak ölçüsü reel bir ölçümden çok, bir konsepttir.
Protein, mide bandı hastalarının en önemli makro besinidir. Bu nedenle proteinden zengin gıdalar tercih edilmeli ve günde yaklaşık 50 gr protein tüketilmelidir. Hastaların günlük protein alımları takip edilmeli ve kan seviyeleri düzenli olarak ölçülmelidir. Ortalama enerji alımı ise 1500 kaloriyi aşmamalıdır.

En iyi protein kaynağı ettir. Ancak kırmızı etin çiğnenmesi ve parçalanması güç olabilir. Bu nedenle balığın çiğnenmesi daha kolaydır ve pek çok balık türü protein açısından çok daha zengindir. Beyaz et ise nispeten çiğnenmesi daha kolay bir gıdadır. Yumurta, yoğurt ve peynir mükemmel protein kaynaklarıdır. Hayvansal kaynaklar dışında baklagillerden de protein sağlanabilir. Yarım bardağın yarısı proteinlere ayrılmalı, diğer yarısı ise meyve ya da sebzeden oluşmalıdır.

Her zaman minimal işlemden geçmiş, doğal gıdalar tüketilmelidir. Gıdaları lezzetlendirmek için baharat kullanımının ise hiçbir sakıncası bulunmamaktadır.

Ne Zaman Yemeli?

Mide ameliyatından sonra bir hasta günde üç ya da daha az öğün tüketmelidir. Eğer hasta yeşil zone’daysa – ki bu bandının doğru ayarlandığı anlamına gelir – öğünler arasında yeme ihtiyacı hissetmeyecektir. Bu nedenle hastalar, öğünler arasında atıştırmamaları konusunda uyarılmalıdır. Eğer öğleden sonra açlık hissedilirse küçük miktarda ve yüksek kalitede gıda alabilirler. Bu bir parça sebze ya da meyve olabilir. Eğer hasta yeşil zone’da değilse doktorunu mutlaka ziyaret etmelidir.

Nasıl Yemeli?

Yiyecekler küçük lokmalar şeklinde ve iyi çiğnenerek yenmelidir. Yarım bardak gıda küçük bir tabağa konulmalıdır. Mutlaka küçük çatal ve kaşık kullanılmalıdır. Her lokma minimum 20 saniye çiğnenmelidir. Bu gıdaların yeterince parçalanmasını sağlayacaktır. Hastalar yemenin keyfine varmaları konusunda motive edilmelidir. Gıdalar ancak yeterince çiğnendikten sonra yutulmalıdır.

Hastalar başka bir lokma almadan önce ilkinin tamamen banddan geçmesini beklemelidir. Normalde bu iki veya altı peristaltik kasılma gerektirir. Bu da yaklaşık 1 dakikaya denk gelir. Bu nedenle hasta iyi çiğnenmesi, yutması ve en az 1 dakika beklemesi konusunda kesinlikle uyarılmalıdır.

Bir öğün 20 dakikadan fazla sürmemelidir. Bu da her lokma için birer dakikadan 20 küçük lokma anlamına gelmektedir. Hasta muhtemelen bu sürede yarım bardak gıdayı bitiremeyecektir. Bu durumda tabakta kalan gıda atılmalıdır. Mide bandı geçiren her hasta tabağında kalan gıdayı atabileceğini bilmelidir.

Optimal band dolumu ve iyi yeme alışkanlıklarıyla hastalar 20 veya daha az lokmadan sonra açlık hissetmemektedir. Açlık hissedilmediği takdirde yeme eylemi kesinlikle bırakılmalıdır. Mide bandı ameliyatı olduktan sonra hastalar yemekten sonra şişmiş hissetmeyi beklememelidir. Şişmiş hissetmek; gıdanın bandın üzerinde durakladığı ve LECS’nin en önemli parçasının gerildiği anlamına gelir. Bu durum kronikleşirse LECS mekanizmasını tahrip eder.

Hasta yarım bardak yedikten sonra hala aç olduğunu hissediyorsa bu büyük ihtimalle yeşil bölgede olmadığı ve doluma ihtiyaç gösterdiği anlamına gelir.

Prof. Dr. Burak Kavlakoğlu


Hasta Yorumları - Prof. Dr. Burak Kavlakoğlu

Tüp Mide Rehberi - Prof. Dr. Burak Kavlakoğlu