08.07.2019 paylaşıldı.

OBEZİTE CERRAHİSİ

Obezite Nedir?

Obezite genetiğe bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Çok nadir de olsa çevresel etkenler nedeni ile de obezite durumu ortaya çıkabilmektedir. Çevresel faktörler denildiği zaman işin içine, sağlıksız beslenme ve olumsuz yaşam koşulları girmektedir. Obezite kişinin aşırı şekilde ve sağlıksız olarak kilo alması durumudur. Bu sağlıksız koşullar göz önünde bulundurulduğu zaman hasta aynı zamanda diyabet, solunum hastalıkları ve hipertansiyon, kalp yetmezliği gibi problemler ile de karşılaşabilmektedir. Ağır hasarlar bırakabilen ve ölümcül bir rahatsızlık olmasına karşın obezite rahatsızlığının tedaviye açık olduğunu belirtmekte fayda vardır. Obezite için uygulanan tedavi yöntemleri cerrahi operasyon ile sonuçlanmaktadır. Bu yöntemlere de obezite cerrahisi denilmektedir. Obezite cerrahisi işlemi gerçekleşmeden önce vücudu alıştırmak amacı ile öncelikli olarak hastaya diyet ve spor uygulanır. Ardından belirli bir düzene getirildiği zaman da obezite cerrahisi yöntemine karar verilir ve bu uygulama için randevu oluşturulur.

Obezite Cerrahisi Nedir?

Obezite cerrahisi gelişen teknoloji ile birlikte sürekli olarak bilimsel verilerinde değişme yaşanan ve oldukça popüler bir sistem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yazımızda da obezite cerrahisini son en güncel halleri ile bilimsel veriler ışığında aydınlatacağız. Sizler de obezite cerrahisi hakkında bilinmeyenleri öğrenmek için yazımızı takip edebilirsiniz. Obezite cerrahisi halk arasında en sık uygulanan ameliyat olduğu için mide küçültme ameliyatı olarak anılmaktadır. Obezite cerrahisi iki şekilde meydana gelmektedir, yani iki temel mekanizma üzerine kuruludur. Bunlardan birincisi hacim kısıtlama, ikincisi ise emilimi bozma mekanizmasıdır. İkisinin birlikte uygulandığı ameliyatlar ise etkisi en yüksek olan ameliyatlardır.

Obezite Cerrahisi Yöntemleri

  1. Mide Kelepçesi İşlemi: Bu operasyon "Laparoskopik ayarlanabilir gastrik band-LAGB" adıyla anılır, halk arasında "mide kelepçesi" olarak adlandırılır. Bu ameliyat ile mide ile yemek borusu arasında kalan uygun bölgeye silikon bir kelepçe takılır. Bu şekilde mide ikiye bölünür. Yemek borusuna yakın olan kısmı dolar ve diğer kısım kesilmiş etkisi yarattığı için açlık etkisi hissedilmez. Bu yöntem hacim kısıtlayıcı bir yöntem olup uzun vadede ortaya çıkan mide duvarını delerek içeriye göç etmesi nedeniyle bugün çok kısıtlı ve seçilmiş hastalara kısa vadeli olarak uygulanmaktadır.
  2. Sleeve Gastrectomy: Bütün dünyada en sık yapılan ameliyat olan "Tüp mide ameliyatı" veya "Mide küçültme ameliyatı" olarak adlandırılan bu süreç ile midenin yüzde seksenlik kısmı alınmaktadır. Ameliyat laparoskopik yöntem dediğimiz kapalı yöntemle yapılmaktadır. Midenin bu oranda alınmasının ardından kalan yüzde yirmi olan kısmı da direkt olarak devamı olan oniki parmak bağırsağına kendi doğal devamı olarak bağlanmaktadır. Bu sayede teorik olarak midenin hacminin küçültülmesi sağlanmıştır. Bu sayede midenin boyutu küçülmüş olur ve kişi midesinin hacmi kapasitesinde yemeye devam eder. Mide küçük olduğu için öğünler de küçüktür. Az yemek yemeye başlayan kişi yemek yeme kapasitesinin azalması ve porsiyonların da küçülmesi ile birlikte kilo kontrolü eşliğinde kilo vermeye başlamaktadır. Bu operasyon ile kişinin yemek yeme aşaması kontrol altına alınmakta ve kısıtlama yolu ile yavaş yavaş devre dışı bırakılmaktadır. Bu işlemde midenin fundus dediğimiz giriş bölümünün çıkarılması ile buradan salgılanan açlık hormonunu(ghrelin) bastırmak diğer bir amaçtır. Bu sayede mideden salınamayan açlık hormonu beyine gitmeyecek sonuçta kişi acıktığını düşünmeyecek ve ekstra yemek isteği meydana gelmeyecektir. Yani erken doyma ortya çıkacaktır. Midenin tekrar genişleme riskine karşı da hasta sıkı bir diyet programını katı şekilde uygulamakla yükümlüdür. Obezite cerrahisi ameliyatı olabilmek için ülkemizde ve dünyada eskiden 18-65 yaş sınırı bulunmakta iken artık bu sınırlar kalkmıştır.
  3. Roux- en Y Operasyonu: Bu ameliyat daha çok kullanılan adıyla "Gastrik By-pass; Mide By-pass" ameliyatı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yöntemde hem hacim kısıtlayıcı hemde emilim bozucu mekanizma birlikte kullanılır. Önce yaklaşık 40-50 ml hacimde bir mide poşu oluşturulur ve bir takım bağırsak anastomozları vasıtası ile küçük mideye ulaşan besinler belli bir barsak bölümünü atlayarak kalın barsağa daha yakın olan bir bağırsak kısmına atlayarak bir kısmı emilmeden atılımı sağlanmaktadır. Tabi bu ameliyatta %90 lık mide kısmı kör bir mide olarak tamamen devre dışına itilmektedir.
  4. Tip 2 diyabet cerrahisi-Metabolik Cerrahi ameliyatları: Bu ameliyatların bir komponenti tüp mide ameliyatı olup bir takım ince bağırsak anastomozları ile emilim kısıtlanması sağlanmaktadır. Bu ameliyat tip 2 diyabet hastalarına ve gizli şekeri bulunan obez hastalara, trigliserid ve LDL kolesterol seviyesi yüksek, HDL kolesterol seviyesi düşük olan metabolik sendromlu hastalara uygulanmaktadır. Bu sayede hastayı hem zayıflatan hemde kan şekeri kontrolünü pankreas Beta hücreleri üzerinden düzenleyen bağırsak hormonları devreye girer, bu hormonlar özellikle GLP-1(glucagon like peptide-1) ve GIP(Glucose-dependent insulinotropic polypeptide=Gastric İnhibitor Peptide) olup insülin hormonunun salgılanmasını tekrar gerektiği kadarki seviyelerine çıkarırlar ve tip 2 diyabet düzelir.

Sindirim sistemi bütüncül bir yapıdadır. Ağız ile başlayıp, bağırsak sonunda bitmektedir.

Sonuç olarak obezite cerrahisi estetik kaygıyla kilo verme amacıyla değil, fazla kiloları aşırı şekilde risk teşkil eden hayatlarda uygulanmalı, bu hastalarda uygulandıında hastanın kilo vermesine bağlı olarak yaşam kalitesi yükselmektedir.

Obezite cerrahisi yöntemleri arasında en sık uygulanan yöntemler yukarıdaki cerrahi yöntemlerdir. Bu işlemlerin yapılması hem hastanın fiziksel sağlık durumuna göre hem de hekimi ile birlikte almış olduğu kararlar doğrultusunda gerçekleşmelidir. Ameliyattan sonra hızlı iyileşme ve sorun yaşamamak için cerrahi müdahale öncesinde, ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında uyulması gereken kurallar bulunmaktadır. Bu kuralların en başında olan diyet ve egzersiz durumlarına mutlaka sadık kalınması gerekmektedir. Hastanın ameliyat öncesinde psikolojik olarak kendini bu sürece hazır hissetmesi gerekmektedir. Hastanede ameliyat sonrası yatış 3 gün olup ameliyat sonrası uyulması gereken kurallara riayet edilmesinde ve hastanın buna bağlı olarak psikolojik sürecinde yanında olması gereken birine ihtiyacı bulunmaktadır.

Obezite Cerrahisi İşlemini Gerçekleştirmek İçin Kurallar

Obezite tedavisi hastanın kilo alımını durdurması ve yavaş adımlar ile kilo vermesinin sağlanmasına yönelik atılmış adımlardır. Vücutta yer alan dengeleyici hormonların da burada payı büyüktür. Bu nedenle obezite cerrahisi işlemi ile amaçlanmış olan uygulama hormonların salınım hareketlerini dengede tutmaktır. Ayrıca bu hormonların düzenlenmesi sayesinde mideye girecek olan besinlerin yağa dönüşmesi azaltılmaktadır.

Obezite Cerrahisi Öncesi Hazırlık Süreci

Obezite ameliyatı kararı hekim ve hasta ile birlikte alınması gereken bir işlemdir. Bu işlemler göz önünde bulundurulduğu zaman hastanın spor ve diyet gibi yöntemlere yanıt vermemesi halinde obezite cerrahisi aşaması uygun görülebilmektedir. Bunun için de hastanın vücudunu ameliyata hazırlamak gereklidir. Bu hazırlık süreci kişiden kişiye farklılık gösterir. Hastanın beden rutini sağlaması açısından her gün düzenli spor ve egzersiz yapımı gerçekleşmelidir. Ayrıca ameliyat öncesi uygun bir diyet programı ile de mide bu ameliyat sürecine hazırlanmalıdır. Bedenin bu sürece hazırlanması gibi önemli bir ayrıntının yanında aynı zaman da psikolojik açıdan da ameliyat sürecine hazırlanma faktörü göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle alkol ve uyuşturucu gibi bağımlılığı bulunanlar psikolojik olarak bu katı diyet programına uymak durumundadır bu diyette bağımlı bulunduğu zararlı alışkanlıklarından da vazgeçmesi gerekmektedir. Ayrıca bu aşamada psikolojik etmen büyük rol oynamaktadır. Bu nedenle de ameliyat öncesinde alkol veya uyuşturucuya dair ekstra bırakma eğilimi gösteren terapilere katılmasında fayda olacaktır.

Cerrahi Obezite Ameliyatından Sonraki Aşamalar

Obezite hastalığı, cerrahi operasyon ile ameliyat olunsa dahi tedavi sürecinin sürekli olarak devam ettiği ciddi bir rahatsızlıktır. O nedenle tedaviside ciddiye alınmalıdır. Ben ameliyat oldum artık bu iş bitti, bir daha kilo almayacağım gibi bir duyguya kapılmamak gerekir. Bu nedenle ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası diyet programları ve egzersizler de sürekli olarak devam edecek bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır. Cerrahi operasyon sonrasında midenin küçülmesi ile kilolar verilebilir. Fakat aşırı yemek ile verilen kiloların daha hızlı bir şekilde alınması da söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle cerrahi obezite ameliyatından sonra mutlaka diyet programına sadık kalınmalı ve sıkı sıkıya takibi yapılmalıdır. Cerrahi operasyondan sonra glisemik indeksinin yüksek kabul edildiği şeker barındıran gıdaları tüketmemek gerekmektedir. Alkol tüketimi de ameliyattan sonra son bulması gereken bir durumdur. Alkol hem kendisi yüksek kalorilidir, hemde yanında yenen meze ve kuruyemişler yüksek kalori alımına neden olur. Ayrıca alkol tüp şekline gelen mideyi hızla terkedip bağırsaklara hızla geçip emildiğinden sarhoşluk daha çabuk olmaktadır. Alkol içilecekse mutlaka çok seyreltilmiş olmalı ve mutlaka arkadaşlarla içilmeli, yalnız içilmemelidir.

Cerrahi Obezite Hangi hastalara Uygulanmaktadır?

Obezite hastalığına cerrahi müdahale gerektiren durumlar eskiden 18 yaş ile 60 yaş sınırı arasında  yapılması gereken işlemlerdi. Ancak bugün bu sınır kalkmıştır. Bu işlemleri gerçekleştirmek için aynı zamanda vücut kitle indeksinin (VKİ, BMI=Body Mass Index) 40'ın üzerinde olması ve hastanın spor ve diyete cevap vermiyor olması, veya VKİ (BMI)'nin 35'in üzerinde ve tip 2 şeker hastalığı, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, uyku apnesi, ağırlığa bağlı eklem deformiteleri, depresyon gibi yandaş hastalıkların bulunması  gerekmektedir. 18 yaş altı ve 60 yaş üzerindeki hastaların fiziki muayeneleri yapıldığında ilgilig hekim onayı ile cerrahi obezite işlemi gerçekleşebilmektedir.

Obezite Cerrahisi Fiyatları

Obezite cerrahisi ülkemizde devlet tarafından Eğitim ve Araştırma Hastanelerinde ve hem devlet üniversiteleri hem de vakıf üniversitelerinin hastanelerinde gerçekleştirilmektedir. Ayrıca özel hastanelerde de obezite cerrahisi işlemi yapılmaktadır. Obezite ameliyatı öncelikli olarak bir takım kurallar içinde devlet tarafından karşılanmaktadır. Bunun için gerekli koşulları sağlamak gereklidir. SGK tarafından uygulanan kural; bir kişinin vücut kitle indeksi 40'ın üzerinde ise, yani kişiye obezite teşhisi konulmuş ise, devlet tarafından masrafları karşılanmak üzere SGK ya başvuru yapılmaktadır. Tüp mide ameliyatı, gastrik by-pass ameliyatı gibi birçok ameliyat devlet tarafından masrafları karşılanmak üzere gerçekleştirilmektedir. Ancak devletin ödediği tutarlar ameliyatın sarf malzemesini dahi karşılamamaktadır. Yani bu ameliyatların tamamı devlet tarafından karşılanmamaktadır.

Kriterleri uygun olarak obezite cerrahisi için SGK sırasına yazılınca oldukça uzun bir sırada ne yazık ki beklemek durumunda kalan hastalar olabilmektedir. Bu sıralar bir iki yıla kadar uzayabilmektedir. Bu sistem sadece bizim ülkemize özgü bir durum değildir. Devlet eli ile obezite cerrahisi olmak isteyen kişiler Avrupa ve ABD’ de de aynı prosedür ile karşılaşmaktadır.

Ülkemizde vakıf üniversitelerinde obezite cerrahisi yapma işlemi için de SGK desteğinin yanında özel ameliyat ücreti farkı alınarak bu işlem gerçekleşmektedir. Bunun için beklemenize ya da sıraya girmenize gerek bulunmamaktadır. Alınan ücret farkı hastaneler tarafından farklı fiyatlandırma politikası içine girmektedir. Özel hastanelerde obezite cerrahisi yaptırmak için öncelikli olarak özel sağlık sigortalarının bu ameliyatı karşılamadığının bilinmesi gerekmektedir. Buradada ameliyatı yapacak ekibin gerçekten deneyimli olup olmadığı, meydana gelebilecek komplikasyonlarla başedebilme yeteneği, 3. basamak yoğun bakım desteği gibi önemli noktalar sorgulanmalıdır.

Özel sektörde yapılan obezite cerrahisi fiyatları oldukça çeşitli olmaktadır. Uygun fiyatlardan aşırı yüksek fiyatlara kadar giden bu değişkenlik bu ameliyatı geçirmek isteyen kişilerin kafalarını karıştırmaktadır. Obezite ameliyatları oldukça büyük çaplı ameliyatlardır. Hastane içinde gözetim altında tutularak 2 – 3 gün yatış gerçekleştirilmesi gereken ameliyatlardır. Bunun yanında da hastanenin birtakım hem ameliyat içi hem de ameliyat sonrasında kapsamlı yan branşları içeren bir yer olması gerekmektedir. Hastada ameliyat sonrası herhangi bir problem yaşanması durumunda hastanenin yeterli teknik yapısı bulunmamasından kaynaklı olarak hastalar zor durumda bırakılmamalıdır. Obezite cerrahisi sırasında kullanılan ürünlerin çoğu tek kullanımlık ürünlerdir. Ayrıca bu ürünlerin tamamı yurt dışından gelmektedir. Ülkemizde bulunmayan ve kullanılması zorunlu olan ithal ürünlerden oluşmaktadır. Dolaysısıyla bu malzemelerin de belirli bir maliyeti bulunmaktadır. Malzeme ücretleri, yatış bedeli, hastanenin kapsamlı ve tam teşekküllü bir hastane olması, ameliyat öncesi ve sonrasında ihtiyaç duyulacaklar listesi gibi birçok maddeyi sıraladığımızda ve topladığımızda ameliyatın ortalama bir maliyet üzerine çıktığı görülmektedir. Aşırı derecede uygun fiyatlandırma yapılan obezite ameliyatlarının sorgulanması gereklidir. Çünkü bu operasyonlar göz önünde bulundurulduğunda ucuz fiyatlandırma yapılacak bir ameliyat olmadığı görülmektedir. Biz ameliyatlarımızı A plus hastanelerde, üstün teknolojik donanımı olan ameliyathanelerde ve orjinal cerrahi ürünler kullanarak yapmaktayız. Ameliyattan önce tüm tetkikler ve endoskoileri özenle yapılmaktadır. Yeni oluşturulan tüp midedeki zımba hattı kanama ve kaçakları azaltmak amacıyla 2. kat dikişi ile güçlendirilmektedir. Ortalama yatış süresi 3 gün olup ameliyat sonrası 7. gün, 1-3-6-12-18-24-36-48-60. aylarda kontrollerimizi yapmaktayız. Ameliyat olan tüm hastalarımız ailemizin bir ferdi durumundadır. 24 saat ekibimize her türlü soruları için ulaşabilmektedirler.

Son söz: Obezite cerrahisi hastaların kaygı yaşadıkları ve sürekli olarak sonucunda hayati tehlike olup olmadığını sorgulayarak girdikleri operasyonlardır. Bu nedenle standartların üzerinde bir hastane ya da sağlık merkezi ve tecrübeli bir ekip seçildiğinde hem bu kritik ameliyatın sağlık boyutu hem de fiyatlandırma boyutu kaliteli sınıfa dahil olacaktır. Obezite cerrahisinin basit bir ameliyat olduğunu düşünmek yanlıştır. Oldukça kritik bir ameliyattır. Bu nedenle ucuz yaklaşımlar hastaların hayatını etkileyecek boyutta bir hassaslığa ulaşmaktadır.